Dijital Duopole Adepte Olmak: Kişiselleştirme | Papillon İstanbul
Aramak için Enter tuşuna basın...
Blog / 10 Nis 2017
Dijital Düopole Adapte Olmak: Kişiselleştirme

Dijital pazarlamada düopol çağını yaşıyoruz! Facebook ve Google’ın, örneğin Amerika’nın tüm dijital reklam pastasından %54 gibi bir aslan payını aldığı çağdayız. Mobil reklamlar düşünüldüğünde aldıkları pay bu kez %67’leri buluyor. Kademeli büyüme rakamlarına baktığımızda durum çok daha dikkat çekici: Dijitale ilk kez geçiş yapanlar incelendiğinde Facebook ve Google’ın payı %98.

Daha küçük oyuncuların, pazarın dışında kalmamak için yapabilecekleri elbette var. Tıpkı Google ve Facebook kadar büyümeleri gerektiğinden bahsetmiyoruz. Yapabilecekleri şey, dikeyde; birinci kalitede, özenli bir kişiselleştirme. Bu çabalarını Google ve Facebook’a ait platformlarla birlikte çalışabilir bir fonksiyonda tasarlamaları yeterli. Başka bir deyişle, reklamcılığın detaylarında kendilerine bir saha açabilmeleri mümkün. Çünkü her sektörün gereksinimleri farklı. Örneğin bir kozmetik markası için tasarladığınız görsel, bir finans markası için hazırlanan görselle aynı niteliklere sahip değil. Olmamalı da. Ayrıca, her sektörde hatta her markanın farklılaşma stratejisi birbirinden farklı. Diğer taraftan, Google ve Facebook gibi devlerin bu noktadaki dezavantajları, büyüklükleri nedeniyle daha küçük detaylara odaklanamıyor olmaları.

İşin iyi yanı da bu, çünkü bahsettiğimiz düopoli belirli bir noktadan sonrasında, artı değer yaratamıyor. Reklamcılığın ayrıntılarında, daha küçük teknoloji kurumları (buna ajanslar da dahil) işe katkı sunmalılar. Odaklanmaları gereken nokta, devlerle nasıl rekabet edebilecekleri değil, bu sistem içerisinde artı değeri nasıl sunabilecekleri olmalı. Düopoliyle nasıl savaşılacağı konusunda her gün başka bir makaleyle karşılaşıyoruz. Bize göre, çözüm savaşta veya rekabette değil, tam aksine birlikte neler üretilebileceği noktasında.



Papillon İstanbul © 2019