İnternette Ne Kadar Etiksiniz - Papillon İstanbul
Aramak için Enter tuşuna basın...
Blog, Genel / 12 Haz 2014
İnternette Ne Kadar Etiksiniz

Herkesin bildiği üzere teknolojinin iletişim alanında kullanımının artmasıyla ‘dijital medya’ kavramını daha fazla duyar hale geldik ve internetin hayatımıza girmesiyle yepyeni kavramlar da yaşantımıza dahil oldu.

Mesela ‘yurttaş gazetecilik’ kavramından haberdar mısınız? Sayın Gözde Dedeoğlu’nun bu konuyla ilgili güzel açıklamaları bulunmakta. Örneğin bir yurttaş bir olaya şahit oluyor ve telefonu ile olayı çekiyor. Bu gibi durumlarda da herhangi bir gazete gidip de o kişiye ‘Benim oradaki temsilcim olur musun?’ diyebiliyor. Ya da Facebook’ta paylaşımlarda bulunabiliyoruz, tweetler atabiliyoruz belli bir konuyla ilgili. Biz de bu alanlarda gazetecilik yapabiliyoruz. Yani herkes günlük hayatında görüp kaydettiği olaylarla birer gazeteci sayılabiliyor artık. Gazetecilik kavramının öneminin yittiğini görebiliyoruz.

Hayatımıza bu denli yenilik getiren dijital medya olgusu diğer taraftan da çok büyük etiksel sorunlar meydana getirebiliyor. Öncelikle ‘etik’ kavramına bakacak olursak; ne demektir bu etik? Etik; kararlarımıza, davranışlarımıza, seçimlerimize temel oluşturan iyi ve doğruyla ilgili ilkelere işaret eden alan, ahlak felsefesidir. Toplumun genelinde iyi olarak gösterilen şeyler, en uygun olanı arama ve bulma sanatıdır.

Özellikle ülkemize baktığımızda, herkesin teknolojiyi kullanmadığını görüyoruz. Her şey sadece teknoloji kullananlarla sınırlı olunca, bazı insanlar olanlardan hiç haberdar olamıyor. Türkiye’de internet kullanımı %50’yi yeni geçti.

‘İnternet demokrasiyi geliştiriyor.’ diyoruz. Kararlarımızı da etkileyen boyutu var. Örneğin, seçim zamanları. İnternet üzerinden kararlarımızı yönlendirecek birçok politika yürütülüyor. Ancak bundan, internet ve bilgisayar kullanan kişi kadar haberdar olunması mümkün.

Bunun dışında fazla bilgiden ötürü öne çıkan ilk kaygı, ‘bilginin doğruluğu’. Bunun da beraberinde ‘güven’ olgusunu yitiriyoruz.

‘Mahremiyet’ kavramı yok oluyor. İnsanlar için özeli kişisele açmak moda gibi bir şey oldu. Özel hayatına dair her şeyi herkesle paylaşma ihtiyacı yaratıyor.

Haber ve ticari içerik birbirine karışıyor. Bir şey gördüğümüzde haber mi, reklam mı, bilemiyoruz. Bu, haberi okumaya da engel olabiliyor. Haberin, ticari içerikle karışmaması gerekiyor.

Bir başka etik boyut da, –ki bu sadece medya için değil- sahtekarlık. Yaptığı işten para kazanan firmalar var. Başkasının bilgisini ya da yaptığı işi alıp yaymak zaten etik bir boyut taşımıyor. Örneğin, internet üzerinde bir bloğumuz var. Orada kendi düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Ama biri alıp kendi fikriymiş gibi başka bir mecrada sunabiliyor.

Entelektüel haklar ve aşırmacılık, dijital medyada ciddi bir sorun. Belki de o haberler doğru değil, ama yayılıyor. ‘Doğruluk’ konusuna da zarar veren bir durum.

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu durumda akıllara ilk gelen de internet okuryazarlığı oluyor. Çünkü başta da belirttiğimiz gibi herkes her şeyi yapabilecekse, paylaşımlarda sorgulama olmayacaksa uzmanlıkların ve o işi yapanların önemi, içeriği bulanların önemi, doğru haberi yazanların çizenlerin önemi kalmıyor. Bu noktadan hareketle düşüncemiz şudur ki; internet okuryazarlığı konusunda çocuklar okullarda eğitim görmeli ve bu konuda bilinçlendirilmelidir.

 

 



Papillon İstanbul © 2019